Elon Musk, bu yılın başında mobil gaz ve dizel türbinleri üreten APR Energy’i satın alarak portföyüne dikkat çekici bir alan daha ekledi. Yaklaşık 1 milyar dolara yapıldığı tahmin edilen satın alma, kamuoyuna herhangi bir duyuru yapılmadan mayıs ayında tamamlandı. İşlem, şirket kayıtlarının incelenmesiyle ortaya çıktı.
APR Energy, treyler üzerine monte edilebilen mobil gaz ve dizel türbinleri geliştiriyor. Bu sistemler, özellikle elektrik altyapısının yetersiz olduğu bölgelerde veya geçici enerji ihtiyacının bulunduğu projelerde hızlı şekilde devreye alınabiliyor.
Satın alım sonrasında APR Energy teknolojilerinin Musk’ın yapay zeka girişimi SpaceXAI tarafından işletilen veri merkezlerinde kullanılması bekleniyor. Yapay zeka modellerinin eğitimi ve çalıştırılması, yüksek miktarda enerji tüketirken mobil enerji çözümleri bu ihtiyacı karşılamak için doğrudan kullanılabilir.

SpaceXAI, daha önce çevresel tartışmalarla gündeme gelen enerji kullanımları yapmıştı. Şirket, Mississippi eyaletinin Southaven kentindeki veri merkezinde kullandığı mobil gaz türbinleri nedeniyle yasaları ihlal ettiği gerekçesiyle dava edilmişti.
Davanın ardından veri merkezindeki mobil türbin sayısının önemli ölçüde arttığı belirtiliyor. Öte yandan ABD Adalet Bakanlığı’nın ABD ordusunun SpaceXAI’ın Grok yapay zeka modelini kullanmaya devam edebilmesi amacıyla davanın düşürülmesini talep ettiği belirtiliyor.
Musk’ın fosil yakıt odaklı bir enerji şirketini satın alması, geçmişte yaptığı açıklamalarla da dikkat çekici bir zıtlık oluşturuyor. Yaklaşık 10 yıl önce fosil yakıt kullanımını “tarihin açık ara en aptalca deneyi” olarak nitelendiren Musk, bugün ise doğal faz ve dizel tabanlı enerji çözümlerine yatırım yapıyor.

Buna ek olarak Musk’ın şirketlerinin Teksas’ta bir doğal gaz boru hattı inşa etmeyi planladığı da öne sürülüyor. Bu durum, yapay zeka altyapılarının giderek artan enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla fosil yakıt kullanımının daha da genişleyebileceğine işaret ediyor.
APR Energy satın alması, Musk’ın yalnızca otomotiv, uzay ve yapay zeka alanlarında değil, bu teknolojileri besleyecek enerji altyapısında da daha büyük bir kontrol sağlamayı hedeflediğini gösteren stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.